Kurumlar Vergisi Hakkında Bilmek İsteyecekleriniz

ADS

Gerek bireylerin gerekse işletmelerin farklı başlıklar altında ödedikleri vergiler ülke ekonomilerinin ayakta kalabilmesinde adeta temel teşkil ediyor. Ekonomik anlamda güçlü ülkeleri inceleme altına aldığımızda vatandaşlarının ve yine kendi coğrafyaları içinde faaliyet gösteren işletmelerin vergilerini düzenli olarak ödediklerini görebiliyoruz. Kurumlar vergisi adı ile tüm işletmelerin düzenli olarak ödedikleri vergilerin oranları genellikle işletmelerin dönem içindeki gelirleri üzerinden hesaplanır ve her dönem sonunda ödenmesi kanunlar ile zorunlu kılınmıştır.

Hangi sektörde faaliyet gösterirse göstersin her büyüklükteki işletmenin mutlaka ödediği kurumlar vergisi özellikle ilk defa 1907 yılında alınmaya başlandı ve daha sonraki dönemlerde farklı isimler ile alınmaya devam edildi. Son olarak 1949 yılında yapılan düzenlemeler ile Kurumlar Vergisi Kanunu yürürlüğe girdi ve en son 2006 yılında yapılan son bir düzenleme ile kanun günümüz şartlarına en uygun hale getirilerek uygulamaya alındı.

Kurumlar Vergisi Nasıl Hesaplanır?

Kurumlar vergisi konusunda odak nokta kurumun dönem içindeki kazançlarıdır. Bu sebeple işletmeler dönem içi kazanç beyanlarını tam ve eksiksiz bir şekilde yapmalıdırlar. Vergi kaçırma olaylarının önüne geçmek için alınan en son tedbir e-fatura ve e-irsaliye gibi önceden kağıtta yapılan işlemlerin dijital ortama taşınmasıdır. Kurumsal vergilerini ödeyen işletmelerin en büyük avantajı sektörde ve daha da önemlisi resmi makamlarda her zaman itibar sahibi olmalarıdır.

Son yıllarda isimleri vergi kaçırma olaylarına karışan birçok işletme maddi veya manevi anlamda büyük kayıplar yaşadılar ve bunu birçok kez haber platformlarında hep birlikte gördük.

Ayrıca kurumsal vergilerini düzenli bir şekilde ödeyen işletmeler bankalar ile olan finansal alışverişlerde hiçbir sorun yaşamadıkları gibi her zaman öncelikli olmanın avantajlarını yaşarlar. Kurumlar vergisi ödeyen bir işletme her zaman için çevresinde sözüne sadık ve düzenli geliri olan güvenilir bir işletme havası yaratır. Tabi ki yine devletin resmi makamları ile bu konuda ters düşmemek hem sektör içinde yapılacak büyük çaplı işlerde bir adım önde olmaya hem de ortak bulma konusunda daha avantajlı olmaya da vesile olur.

Kurumlar Vergisi ve Gelir Vergisi Arasındaki Benzerlikler

Aynı şekilde bireyler de her dönem gelir vergisi adı altında bir vergi ödemek zorundalar. İşletmelerin ödedikleri kurumlar vergisinden hiçbir farkı yoktur ve yine kişilerin dönem içinde beyan ettikleri gelirler esas alınarak hesap edilir.

Kamu veya özel sektörde çalışan kişilerin gelir vergileri zaten iş yerleri ve devletin birlikte hareket ettikleri bir sistem sayesinde otomatik olarak ödenir. Ancak kendi işlerini yapan kişiler mutlaka senelik gelirlerini ve varsa ek gelirlerini belirlenen zaman dilimi içinde beyan ederler. Daha sonra resmi kanunlarda belirtilmiş oranlara göre insanların ödemeleri gereken vergiler belirlenip miktar ve tarihler hakkında bilgilendirmeler yapılır. Gelir vergilerini ödeyen kişiler hem iş yaptıkları alanlarda daha rahat ve daha güvenli bir şekilde hareket ederler hem de bu konuda hakkında belirlenmiş cezai yaptırımlardan uzak bir hayat sürerler.

Ceza kanununda yapılan değişiklikler ile vergi ödemeyenlere verilen cezalar oldukça ağır bir hale getirildi ve caydırıcılığı arttırıldı. Bu sebeple devletin resmi makamları kimi zaman reklam kampanyaları kimi zaman ise farklı yollar ile insanlara vergi ödemenin önemi konusunda bilgiler vermeye çalışıyorlar. Özellikle ödenen vergilerin yine kendilerine yol, su, elektrik veya farklı bir hizmet olarak yeniden geri döneceğini bilen herkes veya her işletme vergilerini zamanında ve eksiksiz ödeme konusunda zaten yüksek bir hassasiyet gösteriyorlar.

ADS
İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu